Ana Sayfa Hikayeler Bu Fotoğrafı Nasıl Çektim?- Kalabalık

Bu Fotoğrafı Nasıl Çektim?- Kalabalık

237
0

ISO 400, 100mm, f/10,0 1/1600sec

Olympus E-M1 Mark II

Olympus M 12-100mm F 4.0

Bu fotoğrafın ayrı bir önemi var bende. Verilen bir fotoğraf ödevi için çekildi. Ödev konusu “misina”. Ödevi veren aslında bütün fotoğraf serüvenime başından sonuna birlikte devam ettiğim kovmazsa da (Aman kovmasın, amin!) birlikte devam edeceğim canım hocam. Zaman hep hızlı akar, eğer güzel şeyler yapıyorsan daha da hızlı akar. Niye dedim ki bunu?  Anlayın işte epey zaman oldu bu fotoğrafı çekeli. Öyle iddialı övgüler aldı ki, Galata köprüsüne yolu düşmüş yabancılar bile ah vah çektiler. Nasıl bunu çekemeden hatta bunu nasıl göremeden döndüm diye yakınanlar bile oldu. Kısmet banaymış niyet misinayaymış.

Saat 14.00’de Karaköy’de tüm grup toplandık. Neden derseniz, eğitim sürecimizde teorik derslerimiz yanında saha çalışmalarımız da oluyordu. O gün sahadaydık, çok az eksik ile. Benim kafamda olan birkaç yapmadığım ödevim var, onları tamamlamak. Bir iki tane de hocam tarafından yardım etmem üzere bana zimmetlenmiş arkadaşım var.  Hava çok güzel, gökyüzü hafif bulutlu. Güneş o bulutlar arasından sürekli parlıyor. Benim gözüm oltacılarda. Sayıları göz doldurur derecede fazla ama o hayalini kurduğum misina parıltısından hiç eser yok. Ama gün uzun o misina buraya gelecek ya…

Önce köprünün alt kotunda köprü, oltacılar, arka fonda Yeni Cami çalıştık. Etkili fotoğraflar yakalayan arkadaşlar oldu bana zimmetliler dahil. Sonra köprünün üstüne yöneldik. Orada da oltacıları çalıştık. Benim gözüm sürekli misina parıltısı arıyor. İçimde bir his var bugün o ışıltı görünür. Bakıyorum çünkü şartlar çok uygun.  Sürekli hareket halindeyim. Bir yandan da gruptan kopmak istemiyorum. Bu sebeple onların durup çalıştığı zamanlarda sürekli koşuyorum. Koşuyorum köprünün merdivenlerine oradan aşağıya inip sahanlıktan bakıyorum sonra alt terasa iniyorum sürekli parıltı arıyorum, yok! Yine koşa koşa grubun yanına.

Böyle birkaç tur yaptım. Biraz da yoruldum. Ama sakinim arayacağım ve de bulacağım. Bugün o gün. Hocam fark etmiş, “Ne oluyor?” dedi. Bir telaş bir telaş.  Dedim misina arıyorum. “Ha, biraz sonra çekersin” dedi. Saati var demek diye düşündüm. Bir süre misina konusundan uzaklaşmaya, sorumlu olduğum arkadaşlarımla ilgilenmeye çalıştım.

Köprünün Eminönü tarafının alt sahanlıklarından birisinde bulunduğumuz bir an hocam eliyle gösterip “Hadi buradan kadraj yap bakalım” dedi. Güneş Süleymaniye Camisi’ne biraz daha yaklaşmış, oltacılar, oltalar ve elbette misinalar yanal ışık altında pırıl pırıl parlıyordu. Olacak bu defa dedim. Fakat o gün her derde deva Olympus 12-100 f/4 objektifim yanımda, özgür ve hafif olmak için diğer hiçbirini yanıma almamıştım. Hocamın gösterdiği yönde odak uzaklığım yetmediği için tam istediğimi yapamadım. Ah biraz daha yaklaşabilseydim… Köprünün altında biraz daha ilerledim ama o zamanda açım şaştı, tam karşıdan yakaladığım etkiyi kaybettim.

Etrafı tarıyorum birden yukarıya yöneldim. İşte, her şey benim için yerli yerine oturmuştu. Oltacılar, oltalar, misinalar ve dahası var rüzgar çıkmış gökyüzündeki muhteşem bulutları dağıtmaya başlamış çok hoş ve etkili fon yaratmıştı. Daha ne isteyebilirim ki! Kafamda tasarlıyorum fotoğrafımı. Oltacılar ve oltalar kadrajımda az yer kaplamalı. Özellikle misinaları en görünür yapmalıyım. Kadrajın büyük bölümünde misinaların görüneceği düzenlemeler yaparak bir süre çalıştım.

Biliyordum, inanıyordum ki başardım.  Güneş nedeniyle LCD ekranım bana etkili bilgi veremiyor ama çareler tükenmez canım Olympus’da. Dayadım gözümü, vizörden tek tek tüm çektiklerimi taradım. Onlarca birbirine eş güzellikte ve doğrulukta fotoğrafım olmuştu. Tek sorunum içlerinden en olanı seçmekti.  Biraz sağlamcıyımdır. Düşündüm, böyle bir atmosfer, ışık koşulu ele geçmez. Hızla kuytu bir köşede yeniden baktım LCD ekranıma, misinalarıma. İşte ortada her şey, oh be dedim. Kompozisyonum tam düşündüğüm gibi misinalarım da pırıl pırıldı. Sevinçle kaldırdım makinemi çantasına.

Çok istemek, inatla istemek, vazgeçmemek…Bu fotoğrafımda bana bir sürü mutluluk yaşatacaktı. Ne güzel!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz