Ana Sayfa Makaleler Kuzey Işıklarının İzinde; Lofoten

Kuzey Işıklarının İzinde; Lofoten

193
0

İstanbul’dan Oslo’ya, Oslo’dan Bodo’ya, Bodo’dan Leknes’e… Kuzey ışıkları hayali peşinde tüm gün süren yolculuk sonrası Lofoten’deydim işte. Kuzey Kutbu’na daha önce hiç bu kadar yaklaşmamış olmanın heyecanı sarmıştı içimi.

Kutup bölgesine yakışır bir beyazlık ve kar fırtınası karşıladı beni son durağım Leknes’te. Limanda kiraladığım aracımla, buz ve kara teslim yolda, en fazla 1-2 metre önümü görmeme müsaade eden tipi ve biraz endişe eşliğinde otelimin yolunu tutmuştum bile kısa bir süre içinde.

Okyanus kıyısında kazıklar üzerine oturtulmuş, restorasyonla otele dönüştürülmüş, ahşap, kırmızı, şirin onlarca balıkçı kulübesinden birinde konaklayacaktım iki hafta boyunca. Akşam saatinin etkisiyle maviye çalan tipinin ortasında, pencerelerinden akan sarı ışığının o içimi ısıtan sıcaklığıyla karşıladı kulübem beni. Salonun uçsuz bucaksız okyanusa bakan pencerelerinden içeri sızan mavi kar fırtınasının sarıp sarmaladığı ruhum, sonsuzluğun içinde uçmaya başlamıştı bile…

Kuzey ışıklarını ilk gece görmeyi umarak gelmemiştim elbette, ama böylesine büyülü bir atmosferi de beklemiyordum kesinlikle. Ben etrafın büyüsüne kapılmış halde günün yorgunluğunu iyiden iyiye hissetmeye başladığım sıra tipi dinmiş, gökyüzü yıldızlara bürünmüştü şaşırtıcı bir hızda. Hava koşullarının hiç beklemediğim bir hızda değiştiği bir bölgede olduğumdan habersiz, gökyüzünü bir uçtan bir uca saran kalın sis tabakasını merak edip kar ve soğuk kaplı balkona boylandım şort terlik.

Aman Allahım, gökyüzü yeşile kesmiş yanıyor resmen! Odanın ışığının etkisiyle sis sandığım, gökyüzünü boydan boya, süzüle salına kaplamış Kuzey ışıkları tüm ihtişamıyla karşımdaydı işte… Kendinizi tanrının en sevgili kuluymuş gibi hissettiğiniz oldu mu hiç? Çıplak ayaklarım karın içinde donuncaya, yukarı bakmaktan boynum tutuluncaya kadar ne kadar süre öylece kalakaldığımı hatırlamıyorum bile…

Önümüzdeki iki hafta boyunca bir daha bu kadar güçlü, etkili halini görmeyeceğimi biliyormuşçasına giyinip kuşanıp kendimi dışarı attım ilk şokun ardından. O gece ışıklar izleyicilerini büyülemenin heyecanına kapılıp sabaha kadar soluksuz dans ettiler gökyüzünde, ben de soluksuz fotoğrafladım onları.

Fotoğraflarıma o cümbüşü sığdıran Olympus’un geniş açı “7-14 mm f/2.8” Pro lensine, soğukta bana mısın bile demeyen EM-1 Mark2 gövdeye, rüzgarın önünde kılı bile kıpırdamayan Manfrotto befree tripoda ve bu imkanları sunan Zoom İthalat’a teşekkürlerimle…

En az ilk gece kadar büyüleyici geçen seyahatin devam yazısında görüşmek üzere…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz