Ana Sayfa Hikayeler Bu Fotoğrafı Nasıl Çektim?- Meramet Yapan Balıkçı

Bu Fotoğrafı Nasıl Çektim?- Meramet Yapan Balıkçı

237
0

ISO 200, 14mm f/6.3, 1/800sec

Olympus E-M5 Mark II

Olympus M 7-14mm f2,8

Bugün gündemimde Sarıyer Belediyesi Fotoğraf Yarışması var. Geleneksel olma yolunda ilerliyor, 2019 yılında üçüncüsü yapıldı. Konu: “Dört mevsim yaşayan Sarıyer”. 2018 yılındaki yarışmada fotoğraflarımdan biri mansiyon almıştı. Bu yılda katılabilirim; en azından çalışabilirim katkısı olur diye düşünerek girişiyorum işe. Şimdi anlatacağım fotoğraf yarışma amacıyla çekildiğinden biraz da bir yarışmaya nasıl hazırlanıyorum ondan bahsedebilirim. “Ya nereden çıktı?” demezsiniz herhalde. Yarışmaları genellikle TFSF sayfasından takip ediyorum. İlk önceliğim, yine bu sayfada yer alan yarışma sayfasına ulaşmak oldu. Yarışmanın başlangıç tarihi, bitiş tarihi, sonuç bildirim tarihi, jüride yer alanlar listesi, ödül dağılımı ve içeriği; bir de yarışmacıyı en çok ilgilendiren yarışma şartnamesi yer alıyor bu sayfada. İlk hamlem, yarışma şartnamesini baştan sona okumak oldu elbette. O şartname kuralları dışında hareket etmek; ceza almana, yarışmalardan men edilmene, yıllarca yasaklanmana ve camiada prestij kaybına sebep olabilir. Aman Tanrım!

Şartnamede beni ilgilendiren en önemli madde, son iki yıl içinde çekilen fotoğraflar ile katılım zorunluluğu. Diğerleri yani manipülasyon olmaması gibi maddeler zaten benim yanına uğramadığım şeyler… Hocam duydunuz değil mi? Madde bu olunca son iki yılı düşünüyordum, zaten ben arşivimi bir önceki yıl değerlendirmiş ve uygun olabilecekler ile de katılmıştım. Yani arşivime mecbur kalmadıkça dönmeyeceğim. Yeni fotoğraflar peşindeyim ve 4 tane fotoğraf ile katılma şansım var. Ama bir ön araştırmaya ihtiyacım var. Geçmiş yıllarda ne tür fotoğraflar var, kazananlar listesi gibi şeylere bakmam gerek. Bunlara ek olarak, bir önceki yıl ödül töreninde jüride yer alan değerli hocalarımız konuşmalarında bir iki noktaya değinmişti, onlar da aklıma. “Sarıyer sadece manzara değil, bir hayat var. Çarşısı yaşayan mahalleleri, esnafı var, onları da fotoğraflarda daha çok görmek isteriz.” cümleleri geçmişti. Evet geçmişte kazananları incelemek epeyce fikir verdi. En azından bazı aklıma gelmeyen lokasyonlar vardı, onları da gündeme alabilirim, diye düşündüm. Ve yarışma fotoğraflarında genel aranan özellik olan doğru fotoğrafı aramak için Sarıyer yollarına koyuldum.

Aslında kafamda bir kategori yapmıştım. Maddelerden biri Sarıyer’in olmazsa olmazı balıkçılığı anlatan iyi bir karenin peşine düşmekti. Nerelerde arayacağım bu fotoğrafı? Hemen maps açıldı, mesafelere bakıldı. Rahatça çalışabileceğim süre, uygun ışık saatleri düşünülerek nerede, ne zaman olsam kararları alındı. Arada yemek, içmek, zıp zıp zıplamak lazım. Olmazsa olmaz, Oya çalışamaz sürekli!

Bu fotoğrafı çektiğim gün güneş parıl parıl parlıyordu. Sarıyer merkezden başladım arayışıma. Balıkçı teknelerinin balıktan dönüş saatleri 10.00 11.00 gibi. Onların denizdeki telaşlı çalışmalarını fotoğrafladım bir süre. Ama benim o gün için planladığım çalışma mekanım Kireçburnu. Daha önceden tespit ettim burayı. Balıktan dönen teknelerden biri orada demirliyor ve daha sonra ağları tekneden indirip dolaşan ağları açıp, serip tamirlerini yaparak bir sonraki sefere hazırlıyorlar.

Ben oraya ulaştığımda saat 14:00 gibiydi. Tam tahmin ettiğim gibi ağlar rıhtıma indirilmiş hummalı bir çalışma var. Fakat ortam çok kalabalık, bir sürü balıkçı ortalıkta çünkü çok iş var; ipler birbirine dolaşmış, açıyorlar. Ben sıramı bekleyeceğim biraz sabır, dedim. O arada nereye yerleşmem gerekir ona bakıyorum. Bir aşağı bir yukarı yürüyorum. Hakkımı bu anlara kullanıp dikkat çekmemek, itici olmamak için de fotoğraf makinemi hiç işin içine katmıyorum. Ortam hemen hemen hazırlandı. Tam teknenin olduğu yerin önüne açılan tüm ağlar yığıldı ve yayıldı. Balıkçı kalabalığı da dağılmaya başladı, herkes diğer görevlerin başına geçti. Sıra yavaş yavaş bana geliyor. Beni fark ettiler o sebeple ben de ağların yanındaki boş alanda çantamı açtım, çalışıyorum.

İki lensim var yanımda geniş açım ve tele. İkisi de burası için uygun olabilir diyerekten ikisini de hazırladım. Aklımda tek bir şey var izin alıp o gemiye çıkarak olayı üstten çekmek. Fakat bu soruyu kime soracağıma karar veremiyorum. Bazıları biraz sinirli, gergin gibi asla onlarla göz göze bile gelmiyorum. İki kişi de bana yakın çalışıyor. Acaba diyorum bu açıdan nasıl olur, ama çok sıradan üstelik ağlar etkili bir şekilde görünmüyor. Kesin yukarıdan olmalı. Ve cesaretimi toplayıp o iki çalışan balıkçıya yaklaşıp izni koparıyorum. Tekne üç katlı her kattan denemem lazım, hızlı hareket etmeliyim her an cayabilirler bu izinden.

Tele objektif takılı makineme. O sebeple en üst kattan başladım çekime, ben yukarı tırmanırken aşağısı tamamen sakinleşti ve modelim balıkçı ağların üzerine yerleşip onarıma başladı. Bu arada yapılan bu işin adı merametmiş, haberiniz olsun. O gün oradaki ağlarda renk olarak müthiş bir uyum var, yeşiller bordolar ve siyah ağlardan oluşuyor. Yukarıdan görünüm muhteşem, hatta şöyle bir güzellik de var; benim kadrajıma dahil edeceğim alan sadece yeşiller ve siyahtan oluşuyor. Hala tele objektif ile çalışıyorum, onarım yapan genç balıkçıya odaklıyım yaptığı işi tam olarak anlatmaya çalışan kareler arıyorum. Ellerini takip ediyorum, uygun anda deklanşöre basmaya çalışıyorum.

Çok net olmasını istiyorum, gözüm ibrelerde. Işık çok iyi ve yeterli enstantane diyafram değerlerimde; hiç sıkıntı yok, rahatım. Fakat bir sıkıntı var, tele objektif ile o güzelim ağların hepsini alamıyorum.  Hemen geniş açımı takıp bir kat aşağıya yöneliyorum. O katta geniş açı ile birkaç kare çekerek istediğim sonuca ulaştım. Bulunduğum bakış yüksekliği ile geniş açının kabiliyeti tam istediğim sonucu veriyor. Dahil edebildiğim alanda tek bir fazlalık yoktu. Modelimi altın noktaya yerleştirdim ve deklanşöre bastım. Hemen seçtim, hiç düşünmeden, yarışma fotoğraflarımdan biri bu olacaktı. Peki ne mi oldu? Bu fotoğrafım bir şey kazanamadı, diğeri kaptı ödülü.

1 Yorum

  1. Ödül kazanırmıydı bilemem, güzel fotoğraf lâkin jürinin beklentileri farklı olabiliyor. Öte yandan, niye fotoğraf çekiyoruz sorusuna cevap olmuş, yazdıkların. Fotograf üretme sürecini seviyoruz, aslında büyülü olan, değerli olan da o . Ben okurken büyük keyif aldım, fotoğrafın anlamlandı daha çok gözümde. Ne de güzel anlatmışsın üstelik. Durmak yok, yola devam… Hayat, fotoğraf çekerken daha anlamlı, daha bi güzel…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz