Ana Sayfa Makaleler Olmypus İle Türkiye Rotaları- 2: Munzur Dağları Eteklerinde

Olmypus İle Türkiye Rotaları- 2: Munzur Dağları Eteklerinde

217
0

Sizlere bu yazımızda 2-3 gününüzü ayırarak; dağlara, kanyonlara, nehirlere, gözelere, köy ve kasabalara doyacağınız, oldukça keyifli bir rota önereceğiz. Unutulmaz bir gezi için hazır olun; Munzur Dağları eteklerinde, Erzincan merkezli Kemaliye’den Tunceli’ye uzanan dolu dolu geçecek bir geziye çıkıyoruz…

Munzur Dağları

Yapmanız gerekenler;

  • 2-3 gününüzü ayırmak üzere Erzincan’a uçak bileti almak
  • Araç kiralamak
  • Olympus fotoğraf makinenizi, Zhiyun sabitleyicinizi (video çekenler için), Manfrotto tripodunuzu, varsa Drone’unuzu yanınıza almak.
  • Geniş açı ve tele lenslerinizi, polarize ve Nd filtrelerinizi hazır etmek.

Girlevik Şelalesi

Bu geziyi Nisan – Mayıs – Haziran aylarında yapıyorsanız Erzincan’a indikten sonra Girlevik Şelalesi’ne gitmenizi öneririm. Derelerin, nehirlerin bereketli olduğu, haliyle de şelalenin en güzel zamanıdır bu aylar. Erzincan’dan Girlevik’e giderken de ana yolu değil de ara köy yollarını tercih ederseniz, çiçek açmış meyve ağacı bahçeleri ve zirveleri karlı Munzur Dağları manzaraları sizle eşlik edecektir.

Divriği

Girlevik’e geniş açı lensiniz, tripodonuz, Nd ve polarize filtrenizle gitmenizi öneririm. Şehre yaklaşık 40 km uzaklıkta olan bu şelale, kaynağını Munzur’dan alan 9 ayrı kaynak suyunun birleşip 30 metreden, 3 katlı birçok koldan dökülen halinin sunduğu manzara kesinlikle fotoğraflanmaya değer. Bahar aylarında şelaleye eşlik eden papatyalar, rengarenk küpe çiçekleri ve daha birçok farklı bitki türü görsel bir şölen sunacaktır fotoğraflarınıza. Burası ayrıca Erzincan’ın gözde mesire yeri. Şelalenin sunduğu serinlikte doğal alabalığınızı yiyebilir, yanında biranızın, rakınızın tadını çıkarabilirsiniz. Evet, evet, Anadolu’da içkinizi de keyifle yudumlayabileceğiniz nadir yerlerden biri burası. Şelalenin kış aylarında da donmuş görüntüsünün güzel olduğunu duymuş olsam da deneyimlemediğimi belirtmeliyim. Benim gibi biraz da keyfine düşkün bir gezgin fotografçıysanız eğer, gitmesi dönmesiyle yarım gününüzü alacaktır bu kesinlikle görülmeye değer şelale.

Girlevik Şelalesi

Kemaliye- Karanlık Kanyon

Dünyanın en büyük kanyonları listesinde ilk dörde girmesinden öte, muhteşem atmosferiyle, insanı nefessiz bırakan ihtişamıyla kesinlikle dünya birincisi bir doğa harikasına sahibiz ülke olarak, Karanlık Kanyon’a… Gidip görmediniz mi henüz yoksa! Hemen alın Erzincan biletinizi lütfen.

Yolumuz Erzincan’dan Kemaliye’ye. Kemaliye de tarihi, evleri, konumu itibariyle görülmeye değer bir yer. Ama benim gibi doğa merakı her şeyin üstünde gelen biriyseniz, Kemaliye’ye asıl gelme nedeniniz Karanlık Kanyon olacaktır.

Karanlık Kanyon

Kemaliye’den Divriği’ye kadar 500 metrelik sarp kayalıklardan oluşan bu muhteşem kanyona, derinlerinden akan, yeşile çalan suyuyla büyülü Fırat nehri eşlik ediyor. Bu eşsiz kanyonu geçmenin birkaç yolu var; 132 yıl boyunca o kayaların insan üstü bir beceriyle oyulmasıyla ortaya çıkarılan Taşyol, ünlü Doğu Ekspresi, ya da teknelerle… Bana sorarsanız üçü de ayır ayrı tecrübe edilmeli.

Bu yolculuğumuzda nefes kesen Taşyol’u geçiyoruz. Dünyanın en tehlikeli yolları listesinde yer alan Taşyol’dan geçerken tek bir şeyden emin olabilirsiniz, adrenalin salgılamaktan başınızın döneceğinden. Geniş açı lensiniz, varsa Drone’nunuz yanınızda olsun derim. Kemaliye’den Divriği’ye kadar bu yolun tamamını geçmeseniz bile ilk 3-4 km’lik kısmını mutlaka tecrübe edin, bir yanı sarp uçurum olan ve iki aracın yan yana sığamayacağı bu yolu araçla yol almaktan korkarsanız yürüyerek de bu parkuru tamamlayabilirsiniz.

Kemaliye, Divriği, Erzincan hattında yol alan Doğu Ekspresi hattını da öğrenip, tren geçiş saatlerinde fotoğraflayın mutlaka, dünyada bir tren yolunun geçtiği bu kadar ihtişamlı başka kaç yer vardır bilmiyorum!

Eğer mevsiminde, yani Nisan-Mayıs aylarında bu bölgedeyseniz, kanyondaki kelebeklere de dikkat edin olur mu. Taşyolu’a dökülüp mineral ihtiyacını karşılamaya çalışan binlerce Anadolu kelebeği ile karşılaşacaksınız bu yolda.  Karagöz Mavisi, Çokgözlü Mavi, Benekli İparhan, Türkistan İparhan’ı ve daha nice kelebek türü bu yola mineral aramak geliyor bahar aylarında. Makro lensleriniz yanınızda olsun derim.

Merkezinin Karanlık Kanyon olduğu bu parkura ayırabileceğiniz süreye bağlı olarak kanyonun tamamını geçip Divriği’ye kadar gidebilir, Doğu Ekpresi’nin geçtiği noktalarda etkili fotoğraflar için tren saatini bekleyebilir, vadideki kelebeklere ve de sığırcık sürülerine zaman ayırabilir, geceyi Kemaliye’de ya da gün batımı sonrası Erzincan’a dönerek şehir merkezinde geçirebilirsiniz.

Munzur Vadisi Milli Parkı

Sabahın ilk ışıklarıyla yola koyuluyoruz. Tunceli’ye, oradan da Munzur Vadisi’ni takip ederek Ovacık’a, Munzur Nehri’nin doğduğu gözelere gidiyoruz.

Munzur Vadisi Milli Parkı

Bu unutulmaz rotaya yakışır bir başlangıçla ana yoldan ayrılıyoruz, Pülümür Vadisi’yle. Bağır Dağı’nın zirvesinden kopup gelen buz gibi Pülümür Çayı’nın binlerce yıl içinde şekillendirdiği, el değmemiş güzelliğiyle enfes bir vadi burası. Baharda dört bir zirveden akan şelalelerle birlikte Avatar filminin setine döner adeta bu vadi, fotoğraf çekmek için verdiğiniz molalardan dolayı ilerleyemez hale gelirsiniz. Tunceli’ye yaklaştığınızda kayalıkların üzerinde nehrin orta yerine kurulmuş, dört yanınızdan gürül gürül akan çayın ortasında bir kayabaşı kafe karşılar yolcuları. Pülümür Vadisi sonrası burada verilen soğuk bir bira ya da çay molası tüm yorgunluğunuzu alacaktır üzerinizden.

Pülümür Vadisi

Tunceli’den tabelalar bizi Munzur Vadisi’ne doğru yönlendiriyor. Buradan daha güzel bir yer olabilir mi ki diye çıktığımız Pülümür Vadisi’nden sonra, “evet olabilirmiş” cevabını aldığımız eşsiz güzellikte bir yer olarak çıkıyor karşımıza Munzur Vadisi. Munzur nehri, iki yanından yükselen sarp dağlar, ormanlar, dağ keçileri, şelaleleri, nehre onlarca ayrı koldan eklenen ırmakları, üç beş evden oluşan köyleriyle baş döndürücü bir yolculuk bu vadiyi geçmek.

Munzur Vadisi

Nehre eşlik eden virajlı yolla birlikte giderek yükseliyor, çiçek kaplı ağaçlar, yolları geçip, kar kaplı ağaçlık yollara varıyoruz. 30 derece sıcaklıkta mola verdiğimiz kayabaşı kafe sonrası havanın 0 dereceleri bulmasını beklemiyorduk açıkçası. Aşağılarda yaz yaşanırken, Ovacık’ta henüz mevsim kıştı işte. Munzur Dağları’nın eteklerinde, zirve manzaralarıyla bezeli bir ova olarak çıkıyor karşımıza Ovacık. Dağ başında, hepsi üniversite mezunu gençleriyle sohbet edip, Küba Cafe’de çaylarımızı içiyoruz.  Vay be, ülkemizde böyle yerler de varmış!

Ovacık

Gürül gürül akan bir nehrin doğuşuna şahit oldunuz mu daha önce? Olduysanız bile, Munzur’un eteklerindeki onlarca gözeden sessizce doğup, birbirine karıştıkça gürleşip, çağlayıp coşkun bir nehre dönüşen Munzur’un doğuşunu görün mutlaka. Aynı zamanda burası bir dergâh, Munzur Baba Dergâhı. Mumların yakıldığı, adakların adandığı, efsanesi olan, kutsal bir mekân Munzur Gözeleri.

Gözelerle birlikte bu rotamızı da tamamlamış oluyoruz. Erzincan’a dönüp oradan da eve dönme zamanı artık. Eğer zamanınız varsa, hemen dönmek yerine Ovacık’ın pansiyonlarından birinde bir gece konaklamanızı, civar köyleri dolaşıp fotoğraflamanızı, yöre halkıyla sohbet edip zaman geçirmenizi öneririm. Sizlere sunacak, söyleyecek çok şeyi olan bir bölgedesiniz çünkü.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Başka bir rota önerisinde görüşmek üzere…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz