Ana Sayfa Makaleler Olympus ile Eşsiz Bir Göç Hikayesi

Olympus ile Eşsiz Bir Göç Hikayesi

179
0

Binlerce yıldır sessiz sedasız süren bir yaşam mücadelesinin öyküsüdür bu. Karların erimesi, baharın gelmesi, doğanın canlanmasıyla başlayan bir yaşam mücadelesinin, daha doğrusu bir yaşam döngüsünün öyküsü…

Yetişkinler Van Gölü’nün yaşaması güç sodalı suyuna uyum sağlamış, huzur içinde yaşamlarını sürdürmeyi öğrenmişlerdir geçip giden asırlar içinde. Bu gölün zor koşulları nedeniyle kendilerinden başka da fazlaca sakini olmayınca keyifleri yerindedir de yaşamları süresince.

Gelin görün ki engin gölde sürüp giden hayatın ağır bir bedeli var, bedelini belki de canlarıyla ödeyecekleri, gidecekleri yere belki de hiç varamayacakları zorlu, zorunlu bir göç bekler onları yetişkinliklerinin baharında. Yavruların bu gölde dünyaya gelme, yaşama imkanı yoktur çünkü, o yüzden zamanı geldiğinde doğup büyüdükleri tatlı sulara göçmek, hayatları pahasına kendi yavrularını dünyaya getirmek, bu yaşam döngüsünü sürdürmek zorundadırlar, tıpkı kendi anne babalarının yaptığı gibi.

Van Gölü’ne dağlardan soğuk soğuk, köpük köpük akan derelerde akıntının tersine yüzecek, azgın derelerde tersine yüzmek yetmezmiş gibi karşılarına çıkan şelaleleri boylarının onlarca katı yüksekliğine uçarak aşacak, bu yolculuğu iştahla bekleyen martılardan, yılanlardan, diğer avcılar ve insanlardan canlarını kurtaracak ve yavrularını dünyaya getirmek için bu tatlı su derelerinin en ideal noktasında yumurtlayıp, şanslılarsa da geri dönebileceklerdir.

Milyonlarcasının birlikte çıktığı bu yolculuktan çok azı geriye dönebilecektir, ama olsun, yavruları doğanın bu muhteşem döngüsünü sürdürmeye devam edecek, ebeveynlerinin bu canları pahasına mücadelesini boşa çıkarmayacaklardır.

İnci Kefali, Van Gölü’nün tuzlu, sodalı suyunda yaşamayı başarabilen tek balığıdır, boyları 20 cm, ağırlıkları 100 gram civarında olan bu sazan türü gölün tek incisidir. Yetişkin kefaller tuzlu, sodalı sulara uyum sağlamış olsa da, yumurtalar ve yavrular tatlı suya ihtiyaç duyar. O yüzden her yıl bahar ayında yumurtlamak için Van Gölü’ne akan tatlı su derelerine göçerler.

Akarsuların ve gölün buluştuğu noktada toplanır, vücutlarının tatlı suya uyum sağlamasını bekler, uyum sonrası beslenmeyi keser, mideleri boşaltıp, hafifleyip tüm gücü kaslara aktarıp devasa gruplar halinde dere yataklarına girip ters göçe başlarlar. Derelerin ters akıntısı, geçmeyi yüzlerce kez denemek zorunda kalacakları irili ufaklı şelaleler, bu durumu ve dönemi bilen avcılar bu göçü oldukça zorlaştırmaktadır. Sürüler yumurtlama noktalarına varamadan epeyce zaiyat verirler.Bu zorlu göç özellikle Muradiye Bendi Mahi Çayı balık bendinde ve Erciş Deliçay balık bendinde güçlü şekilde gözlenir.

Bu göç dalgası Mart ortalarında başlar ve Haziran ortalarına kadar devam eder, en yoğun gözlemlendiği dönem Nisan sonu Mayıs başı dönemidir, o yılın mevsim koşullarına göre bu durum biraz farklılık gösterebiliyor.

Alaska’da yaşanan kızıl somon göçüne benzer, ama onun kadar tanınmayan bilinmeyen, hemen yanı başımızda kendi topraklarımızda yaşanan bu göç hikayesi son yıllarda oldukça popüler hale gelmeye başlamıştır. Bölge belediyeleri düzenledikleri festivallerle de bu göçü tanıtmak için yoğun çaba vermektedirler. Bu artan ilgi sayesinde, balıkların sürüler halinde yakalanmasının son derece kolay olduğu bu dönemde avcılık yasaklanmıştır. Geçtiğimiz yıllarda soyu tükenme noktasına varan bu balıklar, tekrar istikrarlı sayılara ulaşabilmiştir.

Biraz da fotografçılar için tüyolar vereyim;

İlk kez 2 yıl önce fotograflama imkanı buldum bu göçü. Hemen yanıbaşımızda, Van’da cereyan eden doğa mucizesi bir olay bu. Martıların çığlıkları, karınlarını tıka basa zavallı inci kefalleriyle doldurması, balıkların bentlerde sesi çıkamayan can pazarı çabaları insanı gerçekten derinden etkiliyor.

Gün içinde suyun ısındığı öğleden sonraları, özellikle de akşama doğru göç dalgası iyice yoğunluk kazanıyor. Akşam saatlerinde mahşer yerine dönen yukarıda bahsettiğim bentlerde balıklar can derdine, martılar et derdine, biz fotoğrafçılar da iyi bir kare derdine düşüyoruz…

Yakın plan çekimler için mümkünse geniş açı lens öneririm (Olympus için 7-14 mm 2.8), detay çekimler için de tele objektif tavsiyemdir (Olympus için 40-150 mm 2.8).  Önce gözlemleyip kendinize bir fotoğraf noktası kestirmenizi ve oraya odaklanıp kritik anı beklemenizi öneririm. Gözlem yapıp geniş plan, orta plan ve detay olarak çekimlerinizi zihninizde canlandırıp çalışmaya öyle başlarsanız işin heyecanına kapılıp çekeceğiniz şeyleri atlamazsınız..

Çekimler sırasında zorunlu olarak uyguladığım, ama makineyi kaybetme riski taşıdığı için öneremeyeceğim bir yöntem de denedim ve sonuçlarında gayet memnun kaldım. Şöyle ki; bentler balıkların en yoğun zıpladığı yere inme imkanı vermiyor, ben de makinemi tripoda bağlayıp, tripodu ayaklarından tutup baş aşağı sallandırdımak zorunda kaldım. Olympus’un görüntüyü telefona aktarması sayesinde de çekimleri telefonumun ekranından rahatlıkla yaptım. Tripod elinizden çıkar ya da bağlantı noktasından çıkıp düşer endişesiyle bu yöntemi öneremiyorum sizlere. Ben bu riski almayı tercih ettim, iyi ki de almışım diyorum.

Bahar ve de her yıl gerçekleşen bu göç hikayesi yaklaşıyor.  Van, Van Gölü ve de bu eşsiz göç hikayesi için plan yapma zamanıdır derim. Olympus ailesi olarak bizden önermesi, fotoğrafçılar olarak sizden değerlendirmesi.

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz