Ana Sayfa İnceleme Onsuz Olmaz: Olympus 17mm f:1.2 Pro

Onsuz Olmaz: Olympus 17mm f:1.2 Pro

183
0

Fotoğrafa ilk başladığım zamanlarda çok geniş aralıklı lensler daha yeni çıkmaya başlamıştı. O ilk örneklerinden birinin Türkiye’ye gelmesini heyecanla bekleyip hemen alıvermiştim. Artık her ortam için tek lensle her şeyi çekeceğimi düşünerek fırsat buldukça daha çok fotoğrafa çıkar olmuştum. Peki sonuç… 6 ay sonra satıp geniş açı bir lens aldım. Çünkü o çok geniş aralıklı tek lensle her şeyi çekme hayali benim için en önemli noktayı darmadağın etmişti; konuyla ve ortamla iletişimimi, doğal olarak da kadraj disiplinimi. Değişken odaklı lens kullanmaya yine devam ettim ama çok geniş aralıklarda değişken odaklı lenslerden o günden beri uzak dururum. Sebebi tamamen benim üretim alışkanlıklarımla alakalı. Yoksa seyahatlerinde bu tip lensleri kullanıp gayet de mutlu dönen birçok fotoğrafçı var.


Zaman içinde fotoğraf üretiminde tercihim daha çok sabit odaklı lenslerden yana yoğunlaştı. Kendimi o an fotoğraf makinasına takılı lensin sabit odak uzaklığı ile sınırlandırmak başta zorlayıcıydı. Ancak biraz zaman ve gayretle o açıda görebileceğiniz dünyaya dair fotoğrafların peşine düşünce, gözünüzle lensin açısını senkron hale getirince her şey farklılaşmaya başlıyor. Kadrajlarınızın hiç de kısıtlı olmadığını, konuya fiziksel olarak yakınlaşmak ya da uzaklaşmakla arka planda yer alan dünyanın da görece olarak değişmesi kompozisyon çeşitliliğini oldukça genişletiyor. Bu kadraj disiplinine ek olarak sabit odaklı lenslerin sunduğu geniş diyafram değerleri de konunuzun ön plan ve arka plan olarak ayrışmasıyla fotoğraflanmasına imkân sağlıyor. Örneklemek gerekirse; sokak fotoğrafçısı olarak dünyanın en kalabalık şehirlerinden birini kendime oyun alanı olarak belirledim. Fotoğrafın arka planının, kalabalığına, karışıklığına yapabileceğim çok az müdahaleden biri daha geniş diyafram değerlerinde fotoğraf çekerek sığ net alan derinliğini lehime kullanmak. Böylece ana konuyu kadrajımda net gösterirken konumun önünde ya da arkasında kalan objeleri netsiz gösterebiliyorum.

Bu uzun ama gerekli girişten sonra gelelim yazının kahramanına; Olympus 17mm f:1.2 Pro lens. Bu lensle ilgili benim için en önemli ilk özellik gördüğü açıydı. Olympus makinaların 2 çarpan olduğunu hesaba kattığımızda gördüğü açı da 34mm’ye karşılık geliyor ki tam çarpan ortamında en çok tercih ettiğim 35mm lenslerle aynı açıdan dünyaya bakıyor. Lensi takıp vizörden bakar bakmaz ‘işte budur!’ dedim. Normal insan gözünün gördüğünden biraz daha geniş olan 35mm odak uzunluğu sokaktan hikayeleri fotoğraflamamda beni oldukça tatmin ediyor. 35mm ve 50mm odak uzunlukları sabit odaklı lensler arasında en popüler olanlar ve özellikle 35mm odak uzunluğunda fotoğraf çekmek sizin fotoğrafçılığınızı bir üst seviyeye taşıyabilecek metotlardan biridir.

Sokak Fotoğrafçılığı İçin Neden Olympus 17mm f:1.2 Pro?


Bu lensin sunduğu odak uzunluğu konusuna yukarıda değinmiştim. Şimdi biraz daha konuyu detaylandıralım. 35mm eşleneği olan Olympus 17mm f:1.2 Pro lensin gördüğü açı aslında bizlerin pek bir aşina olduğu bakış açısına sahip. Sadece gözümüzün gördüğü açı değil, pek çok sinema filminin de bakış açısı bu aralıkta. Bu aşinalık bizi kolaycılığa itmemeli, daha etkileyici fotoğraflar için konumuzun etrafında dolaşmamız, doğru noktadan kadrajımızı yapmamız gerekiyor.


Sokak fotoğrafçısı olarak bu lensin sunduğu açı benim için neredeyse her ortamda işe yarıyor. En kalabalık caddelerde, hareket unsurunun ön planda olduğu etkinliklerde, fonda mimariyi kullandığım ortamlarda ve tabii ki sokak portrelerinde tek lens ile fotoğraf üretebildim. Ayrıca Olympus 17mm f:1.2 Pro’nun sunduğu geniş diyafram değeri az ışıklı ortamlarda ve gece fotoğrafında makinayı titretmeden çekim yapabileceğim enstantane değerlerini kullanmama imkân sağladı. Ayrıca geniş diyaframda çektiğim karelerde de net alan derinliği iyice az olduğu için konumu daha da öne çıkartabildim.


Lensin performansını biraz da zorlayarak test edebilmek için şehrin en yaşlı hanlarından birinde çekim yapmaya gittim. Ortamın büyük bir kısmı birkaç floresan lamba ile aydınlatılıyordu. Bunlara ilave olarak atölyede kullanılan iş makinalarının üzerinde ya da yanında tungsten lambalar vardı. Bunlara ek olarak 2-3 tane de kalın han duvarlarına açılmış sadece kendisine hayrı olan pencere vardı. Vakit öğleden sonra olunca o pencerelerden giren ışığın atölyenin iç aydınlatmasına pek faydası kalmadı. İşte bu ortamda hem istediğim kadrajları oluşturmak hem de ışığı avantajıma kullanmak için Olympus OM-D EM-10 III ve Olympus 17mm f:1.2 Pro’dan oluşan setimi doğru ayarlarda kullanmam daha da önem kazanmıştı. Kamera üzerinde ışık okuma modunu nokta (spot) ayarında kullandım. O kadar çok farklı ışık kaynağı olunca beyaz ayarında Olympus’a güvenip AWB modunda kaldım. ISO değerini ISO200- ISO2500 arasında ihtiyacıma göre değiştirdim. Yeri gelmişken belirteyim, ben çekim yaparken atölyede günlük akış olduğu gibi devam ediyordu. Netliğimi noktasal olarak yapıp, diyafram öncelikli modda RAW+JPEG olarak fotoğrafları kaydettim.


Böyle bir ortamda fotoğraf çekeceğim zaman benim için dikkat edilmesi gereken konular belli. Konumu öne çıkartmak, tüm kalabalığa, iş tezgahına rağmen kadrajı sade tutabilmek, netlik sıkıntısı olmayan, derinliği ve katmanlar arası geçişlerin kontrollü olduğu fotoğraflar üretmek. İşte tam bu hassasiyetlerin lensi 17mm f:1.2 oldu. Diyafram değerini 1.2’ye kadar açmama gerek kalmadan ortamdan istediğim fotoğrafı rahatça çıkardım. Daha avantajlı açılar için ustaların arada uyarılarına rağmen biraz aralarda dolaşmam da gerekti ama olsun… bence değdi. Burada altını çizmem gereken bir konu var. Eğer f:1.6, f:1.2 gibi iddialı diyafram değerlerinde çekim yapıyorsanız netliğinizi nereye yaptığınızdan gerçekten emin olmanız gerekiyor. Net alan derinliği iyice daraldığı için ne lens ne makina affetmiyor hatayı. Sonuçta ana konunuz netsizde kalıyor ve fotoğraf istenildiği gibi çekilememiş oluyor Olympus 17mm f:1.2 Pro’nun benim için bir keyifli kısmı da yukarıda bahsettiğim gibi ortamlarda çekim yaptığınızda netsiz alanlardaki dokunun karakteristiği oldu. Ortamla ilgili bilgiyi görüntüsel olarak hissettirirken bunu hafif kontrast ama makul bir yumuşaklıkta yansıtması. Bokeh performansı olarak özetleyebileceğimiz bu konu benim için gayet tatmin edici bir seviyedeydi.


14-42mm kit lensiyle karşılaştırınca 17mm f:1.2 Pro biraz hacimli. Ancak şu ana kadar bu
segmentte kullandığım muadillerine göre çok daha rahat taşınabilir bir boyutta ve ağırlıkta. O yüzden hiç sıkıntısız tüm gün boynumda makina ile rahatça dolaşabildim. Özellikle cam arkası çekimlerde fotoğraf makinalarının netleme sistemleri biraz zorlanır. Bu tip durumlarda fotoğrafçının eline ve gözüne güvenip elle netleme (manual focus) yapması daha hızlı ve doğru sonuçlar verir. 17mm ile çekim yaparken elle netleme halkasını kendinize çekmeniz yeterli. Böylece lensin netleme ayarını o andan itibaren makina değil fotoğrafçı yapıyor. Açıkçası küçük bir mekanik hareketle otomatik netlemeden elle netlemeye geçmek özellikle sokak fotoğrafçısı için büyük kolaylık. Pek sevdim, keyifle de kullandım.

En keyif aldığım kısmı sona bıraktım. Eğer Rembrandt aydınlatması da denen üstten açıyla gelen yumuşak bir ışık varsa lensin performansı orada başka bir şeye dönüşüyor. Sokak portrelerinde kapı içinde ya da pencere kenarında duran bir konunuz varsa bu lensi denememiş olmanız büyük kayıp olur. Doku, ışığın sertliği/yumuşaklığı, renk geçişleri tam ayarında. En çok da keyfi fotoğrafa bilgisayarda müdahale ederken alıyorsunuz. Üstelik ben bu keyfi değişken doğal ışık şartlarında aldım. Eminim stüdyoda çekim yapanlar için bu konunun altını çize çize daha fazlasını anlatıyordur.

17mm f:1.2 Pro ile tüm gün sokakta dolaşır, gönlünüzden geçeni, canınızın istediğini çekersiniz. Gün batınca ne olacak diye düşünenler varsa onlara tavsiyem akşamına kimseye randevu vermeyin. Gece de fotoğraf çekmeye devam edersiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz